Tags

, , , , , , , , ,

Bülbülü Öldürmek*
( To Kill A Mockingbird)
Yazan: Harper Lee
DSC_2011 (2)

Bülbülü Öldürmek (To Kill A Mockingbird), Harper Lee, ISBN: 9789755706849

D&R.com.tr Satın Al!

“Sadece insanı neşelendirmek için şarkılar söyleyen ‘Bülbülü Öldürmek’ günahtır…”

Kitabımız, Amerika’nın son derece saygın ödüllerinden biri olan Pulitzer ödülünü kazanmış ve Amerikan Edebiyatı’nın klasiklerinden biri olmuştur. Olaylar, Amerika Birleşik Devletleri’nin güney eyaletlerinden biri olan Alabama,Monroeville’de geçiyor, yıl 1936. Bildiğiniz gibi, dönemin Amerika Birleşik Devletleri’nde Güney kesimi köleciliğin yaygın olduğu ve savunulduğu; pamuk, tütün, şeker vb. kocaman plantasyonlarda binlerce “siyahi” köle çalıştıran kesim. Dolayısıyla, ten rengine dayalı ırkçılık son derece yüksek. İşte böyle bir zamanda ve böyle bir bölgede Harper Lee, kendi çocukluğundaki gözlemlerini ve yaşadıklarını “Scout Finch” adında ana karakter olan, 10 yaşlarındaki bir avukatın kız çocuğu aracılığıyla bizlere aktarıyor. Kitap son derece yalın ve akıcı bir dil ile yazılmış, Harper Lee’nin öykü anlatma becerisi ön plana çıkmış. Başlarda Atticus Finch’in oğlu Jem Finch ve kızı Scout Finch’in çocukluk maceralarını anlatmakla başlasa da kitapta derin anlamlara rastlamak mümkün. Bunlar arasında:

  • Irk ayrımcılığı, toplumsal eşitsizlik
  • Cinsiyet rolleri
  • Kanunlar ve kanunun uygulanışı baş göstermekte.

Atticus Finch bir kanun adamı, avukat. Bu sefer elinde zor bir dava var. Belki ABD’nin Kuzeyi’nde olsaydı şansı olabilirdi ama güneyde, bir “zenci”yi savunmak zorunda… Tek başına ırk ayrımcılığına savaş açan biri; süperkahraman değil ancak bir bilge, bir savaşçı Atticus.

Yukarıda bahsettiğim gibi, Bay Finch’e mahkeme tarafından savunma avukatlığı yapmakla görevlendiriliyor, hem de bir “siyahi”ye, Tom Robinson. Tom Robinson ise bir “beyaz” kadına tecavüz ile suçlanmakta. Ten renginden dolayı zaten çoktan suçlu bulunmuş oysa ki, sonu elektrikli sandalye olarak gözüküyor… Duruşma bölümleri pek uzun uzadıya yer almıyor kitabımızda, ancak duruşmaya gelene dek, Bay Finch toplum tarafından linç ediliyor, çocukları okulda,sokakta dışlanıyor, hoş görülüyor. Çocukları da en az Atticus kadar savaşçı ve onun bilgeliğinden pay alıyorlar. Finch ailesinin akrabaları dahi onları dışlıyor, Scout Finch kuzeni tarafından “zenci sevici” olarak aşağılanıyor. Kuzeni de küçük, daha anlamlarını dahi bilmedikleri şeyler söylüyorlar, ama yine de söylüyorlar çünkü onlar da büyüklerinin bir aynası… Bay Finch hiç bir provokasyona gelmiyor, aynı metaneti çocuklarına da aşılamaya çalışıyor, çünkü ona göre en güçlü şey, sakinlik, merhamet ve kanun.

“Öfke bir alevdir, çevresini yakar…”


Radleyler’in evi var. Çocuklar için bir hayalet ev. Ve evden hiç çıkmayan bir Öcü, çocukların deyimiyle. Aslında zor zamanlarında çocukların yardımına koşan bir Öcü…

“…Bir insanın derisinin içine girmeden ve o kılıkla yürümeden o insanın açısından bakamayız…”
“…İnsanların hepsi iyidir, yeter ki onları bir gün gör…”


“Tanrı, herkese aynı tanrı değil mi?”

Kitabın geçtiği dönemlerde, öyle bir ayırım var ki, insanların ibadet yerleri dahi ten rengine göre ayrılmış durumda. “Siyah” insanlar ile “beyaz” insanların kiliseleri farklılaştırılmış, dolayısıyla “beyaz” bir bireyi, “zenci” kilisesinde görenler şok oluyorlar. Bunun üzerine Bayan Lee, yukarıda alıntıladığım sözü aktarıyor kitaptaki kahramanlarla. Ne yani yoksa “beyaz” insanları yaratan tanrı, “siyah” insanları yaratan tanrı farklılar mıydı ya da herhangi bir üstünlüğü mü vardı üzerinde? Tabiki de hayır, ayrımcılık insan icadı, acımasız bir icat.

Bölgenin okullarında ise bir gariplik mevcut. Öğretmen Scout’un evde okuma çalışmasına izin vermiyor, oysa Scout’un en büyük eğlencelerinden biri Atticus ile oturup gazete okumak.
Her öğrencinin farklı bir hikâyesi ve hayatı var, öğretmen ise onlara tamamen uzak. Kim olduklarını dahi bilmediği çocukları eğitmeye çalışıyor. Verilen dersler hoş, teorik olarak. En çok aklımda kalan olay ise şu: Bir ders var, gazete okunmasını gerektiriyor ancak taşralı çocuklar gazetenin ne olduğunu bilmiyor ya da sadece bir gazete ismi biliyor. Ancak onu da öğretmen gazeteden saymıyor. Burada da hatırı sayılır bir fırsat eşitsizliği görmekteyiz.

Kitap sadece Güney Amerikan yaşamını değil, aynı zamanda “masumiyetin kayboluşu”nu, çocukların yetişme dönemlerini de anlatıyor. Küfür, kötü söz bilmeyen, tecavüz, ırzına geçme gibi kavramların ne olduğunu bile bilmeyen ve fikir yürütemeyen küçük beyinlerin zamanla bu kavramlara nasıl alıştığı, toplumda ne kadar sık dile getirildiği de dile getiriliyor.

Jem Finch, bir erkek çocuk, yetişiyor, susturabiliyor kardeşini. Aynı zamanda bir olgunluk geliyor ve çocukça şeyler yapmamaya başlıyor, bilmiş gibi konuşuyor. Sakinleşiyor. Scout Finch ise yaş farkından dolayı bunu garipsiyor, ancak aynı yollardan kendisi de geçecek, ve geçiyor da. İşte bu süreçlerde çocukların davranışlarına yapılan müdahaleler de var.

Scout Finch sürekli olarak eleştiriliyor, giydikleri yüzünden, davranışlarının bir kız çocuğu gibi olmamasından. Artık bir hanımefendi olması gerektiğinden. Haylaz yaşamı ve sinir bırakmasının artık zaruri olduğundan… Elbette bir gün hanımefendi olacaktır ancak bir çocuk, çocukken çocukluğunu yaşamalıdır. Biraz saçma bir cümle oldu ama ne yazık ki bir çok çocuk bunu yaşayamıyor. Gerek fırsat eşitsizliklerinden, gerek çevre müdahalelerinden.

Ve benzeri olarak devam ediyor kitap. Kesinlikle öneriyorum kitabı, hem sürükleyici hem akıcı. Okuyucuyu yormuyor, tam anlamıyla kafayı dağıtıyor. Aynı zamanda toplumu ve toplumun önyargılarını hedef alıyor. Türkiye’de bu tarz ırkçılıklar çok sık görülmese de, etnik kimlik üzerinden bunların örneklerine rastlanmakta. Ki bu durumda Türkiye gerçekten karışık ve dikkat edilmesi gereken bir ülke. Bu yüzden kitaba “ten rengi” meselesi olarak yaklaşırken, aslında bunun “etnik kimlikler” üzerinde de olabileceğini hatırlamamız gerekiyor.

“Ad astra per aspera…”

(Nice badireler atlatıp, yıldızlara ulaşmak)


Bu kitabı severseniz, yine bu kitap gibi olarak şunları önerebilirim:

Çavdar Tarlasında Çocuklar/Gönülçelen (The Catcher in the Rye),J. D. Salinger, ISBN: 9789753636360 (Kesinlikle okunması gereken bir kitap!)
D&R.com.tr Satın Al!


Huckleberry Finn’in Serüvenleri (The Adventures of Huckleberry Finn) , Mark Twain, ISBN:9789757279366 (İngilizce versiyonunu öneririm, ISBN: 9781904633464)

D&R.com.tr Satın Al!

Advertisements